4 Kasım 2010 Perşembe

Filippo Inzaghi

Dun aksam Real Madrid 1-0 one gectiginde SanSiro'da cit cikmiyordu, Italyanlar daha o dakikadan itibaren umidini kesmisti takimlarindan, sonucta yeni bir kac takviye yapsalarda Milan hala 10 sene onceki oyuncularin iskeletini olusturdugu Milan'di ve Milan'lilar da artik kabuk degistirmenin zamaninin geldigini cok iyi biliyorlardi. Saha kenarinda bir adam vardi 37 yasinda, saha icinde olmasa bile maci yasayan bir adam.  Ronaldo kendisini Abate'nin darbesinden sonra Hulya Kocyigit gibi atinca yedek klubesinden gelip hesap sordu, ustune yurudu artistin, isyan ediyordu Rondaldo'ya..  Ikinci yari oyuna girince bizim Tuncay Sanli presi diye tabir ettigimiz baskiyi uyguluyordu tek basina, deli danalar gibi bir saga bir sola kosuyor, ellerini yana acip San Siroda uyuyan taraftari uyandirmaya calisiyordu, fakat saman alevi gibi suren destekten sonra San Siro tekrar uykuya daliyordu, bir gol gerekliydi taraftari uyandirmak icin,  Ibrahimovicin ortasinda en iyi yaptigi seyi yapiyordu, dogru zamanda dogru yerde olup cok zor olan seyi bebek oyuncagi gibi gosterip topu bos kaleye kafasiyla gonderiyordu ve Tardelli cigiligini atiyordu SanSironun miskin  taraftarlarina, uyuyan dev uyanmisti artik, her pozisyonda bagrismalar, isliklar, tezahuratlar daha da artiyordu, Bizim Inzaghi 1 metre ofsyat olmasina ragmen o minyon vucudu sayesinde goze batmiyor ve ikinci golu Casillasin altinda yuuvarlayiveriyordu.. Artik gun onun gunuydu.. Attigi 2. gol Avrupanin en golcu futbolcusu yapiyordu onu Raul ile birlikte, bu golleri Raul'un eski takimina atmasinida bir dipnot olarak ekleyelim.. Real Madrid'in son dakikada buldugu gol Inzaghi'nin tum emegini alip gitsede dun gece onun gecesiydi. Fatih Terimin Milani calistirdigi sezon transfer edilen Inzaghi belkide Terimin Milana en buyuk hediyesi..

3 Kasım 2010 Çarşamba

Gareth Bale ve Arda Turan

  Aslinda cok buyuk futbolcu olur denmeye baya onceleri baslanmisti bu zat hakkinda ama kimse bu patlamanin bu derece yanki uyandiracagini kestirememisti, Inter'e daha iki hafta once hat trick yapip dun aksam iki tane birbirinden harika asist yaparak gozlerdeki pasi sildi.  Bu asistler oncesinde attigi deparlar insanustu suratli olup yaptigi orta degil pas olunca gozlerime inanamadim ve attigi deparlarin birisi 70. dakikada digeri 88. dakikada olmasi sebebiyle uzun sure kendime gelemedim.

 Futbol hayatina Sol bek baslayip goller ve asistler yaparak yavas yavas kendisini ortasahaya atmis bir oyuncu Bale, bugun degeri 50 milyon euro civarinda oldugu konusuluyor, oysa Tottenham onu Southampton'dan sadece 5 milyon Streline getirmisti.. Futbola ilk basladigi yillarda sol bekte olmasinin nedeni suratini akliyla birlestirememesiydi, bugun ona baktiginizda goreceginiz ilk sey komple bir futbolcu olmasi tabii bunlarin hepsi durduk yerde olusan seyler degil, bir futbolcu suratli olabilir fakat bunu 90 dakikaya yayamaz, Bale'de gordugumuz sey inanilmaz bir kondisyona sahip olmasi ve belkide suan Avrupada en iyi kondisyona sahip olan oyuncu.. Topu ne zaman alirsa alsin suratlanabilen ve bu suratini finale kadar surdurebilen oyuncu olmasi onu degerli yapan en buyuk etken.

 Burada bir parantezde genc oyunculara acmak istiyorum, genelde Turk futbolunda genc futbolcular sans bulamamaktan dert yaniyorlar, fakat sahaya ciktiklarinda ellerine gecen firsati ne kadar olumlu kullaniyorlar, antremanlarda ne kadar calisiyorlar, ne kadar ozel antreman yapiyorlar orasi tartisilir. Bale'in gecirdigi evrim calismanin urunudur, azmin sonucudur, tanrilarin onu odullendirmesidir. Fizigini 20 li yaslarina kadar gelistirmeyip sadece top teknigiyle biryerlere gelecegini dusunen oyuncular Avrupadaki meslektaslarini iyi izlesinler, bugun Bale ile Arda Turan ayni mevkinin oyunculari,  Bale 21 yasinda Arda 23 yasinda..  Avrupada futbolcularda ilk aranan ozellik tempo, ikincisi fizik, ucuncusu zeka,  bu ucunu birarada bulundurmayan oyucular siradan futbolcu sayiliyor artik.

  Sonuc olarak dun aksam bir yildizin dogusunu kendi gozlerimle gordum, gelecek 10 yil daha onu izlemenin keyfini cikartacagiz, yaslanan Giggs sonrasi Manchester'in oyle bir oyuncuya ihtiyaci var yada Malouda'nin yerine oyuncu arayan Chelsea'nin yada Pedro yerine Bale'i koyarak kupalara amborga koyacak Barcelona'nin.. Gelecek yil onun  onun yili olacagi kesin..

27 Ekim 2010 Çarşamba

Boston Celtics& Miami Heat& Semih Erden

NBA'de sezon Boston Celtics&Miami Heat karsilasmasiyla start verdi. Sezon oncesinde kadrosuna Lebron'u ve Bosh'u katan Miamiden beklentiler cok buyuktu, en azindan herkes guzel basketbol bekliyordu. Fakat Celtics karsisinda nasil performans ortaya koyacaklari muammaydi sonucta son yillarin en iyi kadrolarindan birisine sahip olan bir takimdan, gecen sezon finalin 7. macinda sampiyonlugu ellerinin arasindan kaciran bir takimla mucadele edeceklerdi, ustune kadrosunda Shaq ilavesiyle pota altinda ligin en sert olan takimlarindan birisi haline gelerek.

    Wade'in sakatliktan cikmasi nedeniyle Big 3'nin en cok one cikmasi gereken adami Lebron olacakti, O da karsilasmaya tutuk baslayinca Celtics daha ilk ceyrekte farki acmaya basladi, Ozellikle set hucumlarinda istedigini yapan Celtics'e bir cozum uretemediler. Kevin Garnett'in mac boyunca buldugu basketlerin hepsi birbirnin kopyasiydi, Garnett ozellikle hucumda Bosh'a ustunluk kurdu. Ray Allen'in elinin sicak oldugu bir karsilasmada onu durdurabilecek bir takim zaten yok, Miami onu durdurmaya calisirken pota altinda surekli acik verdi. Celtics pota altinda Shaq ve Davis ile cok kolay basketler buldu, hatta Shaq pota altinda buldugu pozisyonlari baskete cevirse bugun en skorer oyuncu olmasi isten degildi, yasli olsa bile Dev cussesini hala cok etkin kullandigini soyleyebilirim, ilk ceyrekte vurdugu smac ile 2000 li yillarin basina gittim, potanin cemberi neredeyse parkeye degecekti o derece..

    Ikinci yarida Lebron kendisine gelsede arkadaslari ona eslik etmeyince Boston farkin kapanmasina izin vermedi, bir ara fark 3 e kadar dussede Ray Allen attigi kritik uclukle takimina nefes aldirdi ve maci oracikta bitiriverdi. Rondo yaptigi 17 asistle kendisini ne kadar gelistirdigini gosterdi, artik takimin liderligini Pierce'tan almak uzere.

   Miami Heat Big 3 disinda cok goze batan isimi yok, biraz Haslem diyebiliriz, fakat NBA'a bu uc isim sampiyonlugu kazanmaya yetmez, diger isimlerinde benchten gelip katki yapmalari gerekir, Boston'in sayi dagilimina baktiginizda takimdaki dengeyi gorebiliyorsunuz, 4 oyuncu cift haneli skorlara ulasti ve en skoreri Ray Allen 20 sayi kaydetti, Miami'ye baktiginizda 2 oyuncu cift haneli sayilara ulasti biri Lebron 31, Digeri Wade 13.. Big 3 uclusu ortalama 60 sayi uretemezse Miami'nin isi cok zor olacaktir, benchleri cok zayif, dogunun hala favorisi Boston, kadrolarinda Garnett, Ray Allen, Pierce, Rondo, Shaq, Jermain Oneal, Davis ve birde bizim Semih var.

   Semih'e bir parantez acmak gerekirse, dun aksam hic sure alamadi fakat bu beklenen birseyde degildi zaten, Miami maci gunu onemli bir karsilasmada caylak olarak oynamaniz zordur, ilerleyen gunlerde Boston skor farkini actigi anlarda oyuna girecektir, kendisnin inanilmaz bir avantaji ligin en degerli uzunlariyla beraber idmanlara cikiyor olmasi, power forvet olarak Garnett'ten ogrenecegi cok sey var, pivot olarak gelmis gecmis en buyuk isimlerden birisi Shaq ona zaten abilik yapiyor, idmanlarda onlari hep beraber goruyorum. Shaq 38 yasinda ve artik son sezonu, Semih hamlesi gelecek sezon icin yapilan bir hamleydi bu sezon biraz tecrube kazandiktan sonra seneye ilk % cikacagi karsilasmalar olacaktir, eger sutunu en az Glenn Davis kadar gelistirebilirse onu kesmemesi icin hicbir neden yok. Hido sayesinde burda Turklere inanilmaz bir guven ve sevgi var, herkes onun gelecekte cok iyi bir basketbolcu olacaginda bahsediyor, umarim bizleri ve Boston'lilari yaniltmaz..

12 Eylül 2010 Pazar

BESIKTAS ANKARAGUCU

Daha oncede yazdigim gibi bundan boyle Besiktas ile ilgili yazilarimi http://sonkartallar.blogspot.com/ adresinsinden okuyabilirsiniz. Besiktas Ankaragucu mac yazisi icin ziyaret edebilirsiniz.

9 Eylül 2010 Perşembe

SON KARTALLAR

Yaklasik 2.5 yil bu blogta paylasimlarimiz oldu, blogu kurarken amacimiz 4 universiteli arkadas birbirimizle aramizda eglenmek olmustu, daha sonrasinda bayragi ben tek basima devraldim ve o zamandan beridir buraya aklimizdakileri karaladik. Tek basina blog yurutmek tam mesai isteyen is gibi, artik saglikli zaman ayiramiyordum yada bir post icin 2 saat arastirma yapamiyordum, bu yuzden yeni bir besiktas blog projesi dusunduk ve bugun hayata gecirdik,  besiktasla ilgili benim ve dokuz tane daha  degerli yazarin yazilarini bu adresten  okuyabileceksinizhttp://sonkartallar.blogspot.com/ . Bu bir veda mesaji degil asvalttaicenlere artik avrupadan futbolu, sinemayi ve sosyal konulari yazacagim.  Tekrar gorusmek uzere.

7 Eylül 2010 Salı

Hayri Ulgen

Hayri Ulgenin kose yazisindan bir paragraf :
  "Tabii ki Beşiktaş futbolcularında onurları varsa, bu takımı şampiyon eder ve kazanacakları kupaları da o sözün sahibi Adnan Polat’a hediye ederler."

1 Eylül 2010 Çarşamba

BESIKTASIN FORVET TRANSFERI

  Teknik Direktorunuz cikiyor "elimde Bobo ve Nobre gibi iki uzun forvet var, simdi biraz daha seri ve kisa boylu bir forvet istiyorum" diyor, aylardan beri bu tanima uyan Robinho ismi geciyor, daha sonra uzak forvetlerin krali Podolski gundeme  dusuyor, sonrasi 3 buyuklerin buyuk aski Sercan gundeme geliyor, besiktaslilar cesitli romantik takas hayalleri kuruyorlar (Fink, holosko= sercan...).. Sonra Benficali bir genc isim Rodrigo, o isimde teknik direktorun istedigi tip bir oyuncu fakat o transferde gerceklesmiyor, artik transferin son gunleri rakipler Son rutuslarini yaparken Besiktasin gundeme bomba gibi dusmesi beklenen transferi bir turlu gerceklesmiyor, Robbie Keane ismi yazilmaya baslandiginda artik taraftari Keane gibi bir adam bile kesmiyor... Yukarida yazdigim isimlerin Hepsi Schusterin tarifine cuk oturan isimler, eger bu isimler medyanin pompaladigi isimler degil ise, Besiktas dogru adamlarin pesindeydi fakat son dakikada getirilen adam Fatih Tekkenin getirilis amacini biri bana anlatsin.. Schusterin istedigi oyuncu tipiyle alakasi yok, iyi futbolcu oldugunu tartismiyorum, Ben sisteme uyacak bir isimmi onu sorguluyorum sadece... Schuster elindeki  forvetler Fatih Tekke, Bobo, Nobre 3 farkli isim olsada, ucude saha icinde assagi yukari ayni isciligi yapabilecek adamlar, Schusterin mantalitesi, icerde veya disarda one gectigimiz maclarda geriye yaslanirken bulacagimiz ani kontrataklarda topla uzayip gidebilen bir forvetti, Bu uyuma tek uyan isimin gonderilmek istenen Holosko olmasi manidar...Ben Schusterin bu kadar ofansif oynamasini sadece bu nedenle bile aciklayabilirim, Besiktas geriye yaslandigi zaman o hantal ve ayagi teknik olmayan forvet hattiyla rakip kaleye gitmesi dakikalar aliyor, Bunu ongorebilen Schusterde Forvet ve hucum oyuncularina rakibin birinci hattinda baslayan pres uygulatiyor, eger o kisa ve seri forveti bulsaydik ozellikle Avrupa maceramizin daha uzun surebilecegini soylemek pek abarti olmazdi sanirim...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

COK YAKINDA

bloga bu aralar yazamiyorum, sebebi  yeni bir blog olusumu icin  ugrasiyor olmamdir, en kisa surede yeni yazar kadrosuyla buradan tasinip kendimizi yeni mecralara atacagiz, cok yakinda yeni adresimizde gorusmek uzere.

29 Ağustos 2010 Pazar

Besiktas Karabukspor

Macla ilgili soylenecek cok fazla birsey yok, Sahaya bakiyorsun patates tarlasi, Sahanin cizgilerine bakiyorsun 8 ciziyor, cokmu zor bu sahayi duzenlemek. Karadenizin o yesili nerede ben merak ediyorum, yoksa o yesillik sadece Karabukun stadinami ugramiyor? Ligdeki tek isci takimi unvani sahibi bir takimin sahasinda guzel futbolcvu Guti golu atiyor, Eliyle zafer isareti yapiyor yakin cekimdeki kamera o isareti saklamak icin cebellesiyor...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

OTO FARESI

   Bir insan dusunun yaptigi her harekette tarafli tarafsiz herkesin nefretini kazanabiliyor ve bunu yaparken o kadar dogal olabiliyorki yadirgamiyorsunuz onu, sanki o kisiliksiz insanlik uzerine yapismis gibi hani sonradan eklenmis gibi durmuyor gayet dogal, Gecen sene yaptiklarina hic girmek istemiyorum, Bu aksam muthis bir karsilasma vardi nede olsa tarafsiz izliyorum yapilan karsilikli top kayiplari diger kalede pozisyonlar doguruyor ama arada bir tane istisna var sadece maci katletmeye yariyor yaptigi her hareket itici. Bu insanoglu eger futbolcu olmasaydi inaniyorumki Brezilyada kose basinda takilir torbacilik yapar yada oto faresi falan olurdu, Serkan balciya attigi topla karsik tekmeyi Bizim polis Hakem yutkundu, Fenerbahce son dakikalarda bir Frikik kazandi gitti kalenin icine kadar amacsiz bir sekilde orda durdu, bende bekliyorum acaba ne yapacak diye yok kalenin icinde dursa oyun sahasinin icinde olmadigi icin topa mudahale etme sansi yok, kale cizgisinin ustunde dursa direkt ofsayt, amaci sadece kufur yemek kendisini insanlardan nefret ettirmek, sanki yedigi kufurleri duyduda  frikik kullanilmadan once terketti kalenin icini, Fenerbahcenin Hoghlu, Ucheli donemini net hatirliyorum, Ortegalar, Anelkalar geldiginde bir futbolsever olarak sevinmisimdir, Kenneth Anderson tam bir centilmendi, bu adamlari izlemek bana zevk veriyordu fakat Su sahadaki insan kilikli mahlukati ben sahsen Fenerbahce klubune yakistiramiyorum... Cevremden bildigim cogu fenerbahcelininde Bilicadan pek hoslanmadigi, Futbol kariyerine bakiyorsunuz sifir, kisiligi eksilerde, futbolculugu? bir defans oyuncusu icin en onemli olan sey yok denge! takimini heran yakabilecek bir adam. Simdi soruyorum bu adam neden hala Fenerbahce formasi giyiyor?

Millwall&Leeds United

 Futbolseverlerin cogunlugu Millwall filmini izlemistir, benimde blogumda sag alt kosede filmin kapagini gormussunuzdur, Izlemeyenlere siddetle tavsiye ederim. Futbol, Siddet, Fanatizm uzerine muthis bir yapit, Film Millwall ve West Ham cekismesi uzerine yapilmis muthis surukleyici konuyu ele aliyor, kan gormeye dayanamayanlar izlemesin, filmde bol bol kanli catisma sahneleri var..
  Millwall taraftarlari o Filmden sonra tum dunyadaki insanlarin ilgisini cekmisti, takimlarina inanilmaz baglilar, gectigimiz gun Leeds Unitedla deplasmanda oynanan macta iki fanatik taraftar grubu karsi karsiya gelmis, Leed United taraftarlarina Millet olarak baya asina oldugumuz gercegi mevcut, iki fanatik taraftar grubunun karsi karsiya gelmesi heyecan uyandirmis, fotograflardada goreceginiz uzere guvenlik gucleri zorluk yasasada herhangi buyuk bir sorun yasanmamis, Leedsin 3-1 kazandigi mac sonrasi taraftarlar atli konvoy seklinde evlerine dagilmis..

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Besiktas Istanbul Buyuksehir Belediye

mactan once eksibesiktasa yorumumda bu macin bizim icin cok buyuk sinav olacagini yazmistim, sonucta ilk defa kendi sahasinda rakibini bekleyip topu kaptiklarinda cabuk paslarla cikmayi hedefleyen bir takimla oynayacaktik. Abdullah Avciya sorsaniz Besiktas nasil oynasin diye, heralde aynen bu dizilisi ve taktigi verirdi bizi yenmek icin, nitekim istedigi oyunun ilk 10 dakikasi haric oldu, Ofsayt taktigini uygulamak istiyorsaniz topun devamli sizde kalmasi gerekir, yapacaginiz bir kac top kaybini telafi edebilirsiniz fakat bu hatalar 10u gecerse kimse kalkip diyemezki defans ofsayt taktigini uygulayamiyor. Top sizde kaldigi surece sorun olmayan bir dizilis bu, fakat hem rakibin yari sahasinda kosullanip hemde topa sahip olamazsaniz o top defansina arkasina sarkarsa gol gelecektor.Gectigimiz maclarda Necipin ortasahada onde basip top kazanmasi bu hatalari biraz gizledi, Necipin yerine Delgadonun ilk 11 de cikmasi maci zaten bastan keybettirmisti Besiktasa. Bu takimin Forveti her zaman Bobodur, Holosko hayatinin hic bir doneminde merkez santrafor oynamis bir adam degil, bugun Quaresmain yaptigi ortalarin hepsinin bosa gitmesi merkez santrafor oyununu bilmeyen Holoskonun yaptigi kosularin yanlis olmasindandir, Hilbert Erhan kanadi hic islemedi, Hilbert daha 3 gun once oynanan macin yildizlarin biriydi,bugun Erhanla hic anlasamadilar, bizim bir sag bek istememiz ondandir..  Ilk yari oyununu 0-0 bitmesi beni biraz rahatlatti, Necip ve Gutiyi hemen oyuna almasini bekledim Schusterin o kumara devam etti golu yedik, golden sonra helva gibi dagildik zaten, pas organizasyonlari bitti, sisirmeye basladik henuz 60. dakikada.. Guti oyuna girdi o pas yapmaya calisirken Ernst, Tabata, Holosko ataklar gelismeye baslamadan panik oyunlari bizi pas hatalarina goturdu, Nobre iki yildan beri ben bu takimin maasli memuruyum der gibi oynamaya devam etti, Bobo televizyonda maci izlerken  ohhh olsun demistir...
Bu maglubiyet iyi oldu kanimca, Ilk ciddi uyari geldi, sonucta ligimizde acik top oynayan takim sayisi bir hayli  dusuk, Anadolu kluplerinin oyun formatlari su duzendeki Besiktasi yenmeye bir hayli musait, Schusterin Forvet askindan vazgecip ortasahaya veya sagbeke bir yerli dusunmesini gerektigini anlayacaktir umarim... Bu takimin su haliyle can damari Necip her macta oynatilmalidir, bu cok bariz bir sekilde belli... Finkin durumunundan bir an once cozumlendirilmelidir, Ernst bugun felaketti... Herseyde bir hayir vardir dimi?

TEBRIKLER MESUT

Yillardan beri Mesutu tartistik durduk, Kimisi vatan haini ilan etti digeri dogru olani yapti deyip savundu bazisi cekimser kaldi, ama sonucta hepimizin konustugu bir isim Mesut, ben onun hakkinda ne dusundugumu soyleyeyim, Mesut benim icin iyi futbolcu, zamaninda cogunlugu bizim tarafimizdan olmak uzere yapilan hatalar sonucu Almanya'ya kaptirdigimiz buyuk yetenek. Bizim milli takimimizda olsaydi ne olurdu? cok anlamsiz bir dusunce tartisma olur, Belki gidemedigimiz Dunya kupasina giderdik belki  gidemezdik bu sorunun cevabini hic bir zaman bilemiyecegimiz icin unutalim gitsin. benim dusundugum nokta biz neden hic bir zaman Bir Mesut cikaramadik icimizden? Galatasarayin Firtinalar estirdigi donem Hasan Sas'a Barcelonadan resmi teklif geldigini biliyoruz fakat fatih Terimin bu teklifi veto ettiginide biliyoruz.. Sergeni gundemine alan Bayern Munich Futbolcumuzu biraz arastirdiktan sonra arkasina bile donmeden kacip gidiyor,  Ulkemizden Balici, Geremiyi Real Madride ihrac ederken yanina bir tane yerli sokamadik.. Nihat Ronaldoyla Gol Kralliginda son haftaya kadar yaristi, oynadigi en iyi takim 50.000 nufuslu bir kasabanin takimi Villareal.. Bana gore Hakan Sukur gelmis gecmis en iyi futbolcumuz Intere gidisi hikaye donusu Roman olur,  daha sonra ne Parmada nede Blackburn'de istikrarli forma giyemedi... Tanjular, Ridvalar bugun yabancilara ilk gununde   atip tutarken ikisininde aklindan bile gecmemis Avrupaya acilmak, ama her gelen yabanciya bundan bizde 50 tane oldugunuda eklemeden edemiyorlar..
  Dun Galatasaray macini izliyorum, Bizim futbolcular slow motionda depar atarken Karpatyli futbolcularin arkasinda motor varmis gibi kosmalarini yadirgadim, En buyuk yildiz adayimiz dedigimiz Ardanin gobegine takildi gozlerim devali surette...
  Paok-Fenerbahce  macini izliyorum Paok yani yani basimizda bulunan komsu ulkenin futbolculari bizden fizik olarak ustun, kondisyon olarak daha guclu, attiklari sutlar Volkana isabet etse adamin biyerlerini sakatliyacaklar, Bizimkilerin attigi sut kaleye gidene kadar 3 kere sekiyor bazen kaleye kadar gidemiyor,
  Trabzon Liverpool macindan bahsetmek dahil istemiyorum, sadece golden onceki paslasmalara ve bitirici suta bakmaniz yeterli o ne kadar temiz net paslasma ve bitirici vurus.. top yerden gitmiyor kayiyor resmen..
  Turkiyede dogan buyuyen adama ne oluyorsa Futbolcu olduktan sonra kendisini gelistirmeyen, yabanci dili birakin Turkceyi konusmayi bilmeyen,  Antremani bir memur gibi gorup sabah duz kosu, aksam taktik antremani olarak geciren, Parayi biraz bulunca en luks arabayi alip  Mankenlerin pesine dusen, sahada birbirlerine ana avrat kufur edip sonra biz kardesten bile oteyiz diyebilen, en iyileri bile Avrupaya gittikten sonra sudan cikmis baliga donen, kotu futbol oynadiginda sucu zeminde, hava sartlarinda, dolayli olarak antrenorde, hakemde bulan futbolcu tiplerine sahibiz, her mactan sonra marifetmis gibi onumuzdeki maclara bakiyoruz diyen adamlar bunlar.. iclerinde kitap okuyan varmi ben bilmiyorum.. iclerinde avrupa maclarini izleyip Avrupada Futbolcularin nasil topla temas kurduklarini gorup kendilerini o yonde gelistirmeye calisan bir futbolcumuz varmi? gelecegin yildizi dedigimiz adamlarimiz neden kurdan gibi bacaklara yada fici gibi bir vucuda sahip, Turkiyeden neden bir tane atlet gibi futbolcu cikmaz? Suratli, Kuvvetli, Boyu ortalamanin ustunde, Mental olarak saglam, Diksiyonu Duzgun... Neden?
  Neden biz Almanyada dogmus buyumus bir cocuga Milli takimda oynamadigi icin kin kusalim?  aslinda hicte sahip olmadigimiz Milliyetci durusumuzu bir futbolcu uzerinde gosterelim, Vayyyy Vatan haini! Sen once kendi futbolcunu yetistir ondan sonra Annesi Babasi Turk olmasindan baska Turkiyeyele bagi olmayan adami Milli takima almaya calis.. Kimse Neden kizmiyor Turk Futbol Federasyonuna, Sizin goreviniz Futbolcu yetisrmek bu kadar basit! Neden gidip elalemin Futbolcusuna salca luyorsunuz,  Yabanci Esimle Avrupa Sampiyonasini izliyorum Bekele, Elvan sampiyon olduklarinda ne cevap verecegimi bilemiyorum.. daha onceden Turkiyede siyahi irkin olmadigini soyledim, gel simdi acikla Atletizm Federasyonunun gencleri yetistirmeyipte hazir olmus Atletleri madalya icin Turk yaptiklarini, Utandim...
  Mesuta buyuk tebrikler, Schalkede Lincoln ayrildiktan sonra onu oynatmayip Raikitici transfer ettiklerinde yonetime rest cekip Werder Bremene gitti, Oradan Almanya Milli Takimina sonrasinda  Dunyanin En buyuklerinden birine Real Madride... Senin yolun acik olsun..Biz burda birbirimizi yemeye devam ederiz..

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Q7 GITME

 Quaresamanin her gecen gun formunun artmasi taraftarimizin yuzunu gulduruyor, Dunya basinin  Ilhan Mansizdan sonra ilgisini  Besiktasa cekebilecek iki super yildiz var elimizde, Bugun Ispanyol ve Portekiz basini her besiktas maci sonrasi Besiktasin haberini vermesi Besiktas icin parayla yapilamiyacak reklamidir, benim kiytiriktan bloguma bile son gunlerde Ispanyol ve Portekizli insanlar ugrar olduysa, varin gerisini siz dusunun. Quaresmanin golden sonra Sureyya abinin boynuna sarilmasi beni muthis mutlu etmistir onu zaten devamli dile getiriyorum, Q7 cogu kisinin dusundugu gibi kaprisleri olan, insanlara yukardan bakan birisi olmadigini her platformda gosteriyor, Besiktasin Q7 ruzgarina ihtiyaci varmis, blogta ona mektup yazmistim  ilk geldiginde, orada bir dilekte bulunmustum kendimce o dizeler aynen soyleydi:

"biz sana cok guveniyoruz ve eminimki sen bizim yillar boyu unutamiyacagimiz kahramanimiz olacaksin, 2009 da bir dilegimiz vardi o da sendin, benim simdi senden bir dilegim, istanbul deplasman, avrupa, turkiye kupasi ayirt etme bizi bu sene cildirt, avrupa klupleri tekrar pesine dussun ama sen gitme.. burda besiktasimla mutluyum de... kadikoyde sag ayak disiyla sol caprazdan 90 i gormeyi, emre belezoglunun kulaklarini cekmeyi, bilicanin sagindan atip solundan gecmeyi, aziz yildirimi seref tribununde titretmeyide unutma emi...

 Q7'a ne dediysek hepsi birer birer cikmaya basliyor, beni tek korkutan sey Q7nin performansi eminim bircok avrupa kulubunun hala bir gozu onda, sene sonu Avrupadan saglam bir teklif geldiginde  onu elimizde tutamamaktan korkmaya basladim, biliyorum belki cok sacma dusunuyorum, ama ben besiktasta ilk senesinde bu kadar takima ayak uyduran, hatta takimi kendisine uyduran bir adam izlemedim, adamin ayagina top geldiginde heran hersey olabilir diye izliyorum, Q7'nin Besiktas'tan gidecegi gunu dusunup kendi kendime uzuluyorum.. Q7 bizi birakma, biliyorum daha once oynadigin kulupler kadar zengin, taninmis, unlu degiliz ama seni herkesten daha cok sevecek  yurege sahibiz!!

BESIKTAS HELSINKI

Gectigimiz hergun Besiktasin oyun anlaminda uzerine birseyler kattigini bariz bir sekilde gorebiliyoruz, hakanin sakatligi sonrasi Cenkin  kaleyi devralmasi  ve Necipin yerine Tabatanin tercih edilmesi disinda beklenen bir kadroydu, Necipi dinlendirmek istemis olabilir yada Tabatayi gondermeden once son bir kez daha canli izlemek istemis olabilir Schuster, Tabata'da sagolsun yine mahcup etmedi bizleri takimin siritan tek elemani olmayi basardi..  Ernstin gectigimiz seneye oranla gorevi buyuk oranda degisti, defans dortlusunun hemen onunde oynuyor, defans ile ortasahanin baglantisi bu sene onun gorevi, Yaninda Necip dahi oynadigi zaman Necip Ernstin onunde pozisyon aliyor, bu macta Tabata Necipin yaptiklarinin yarisini yapamadi, fakat  kanatlardaki etkinligimiz Tabatanin kotu oyununu gizledi, Hilbert bugun ben besiktasin oyuncusuyum demek icin kendini paraladi, defansif yonu cok guclu olmayan Ekrem savunma yapmakta hic zorlanmadi Hilbertin arkasinda, Cunku Hilbert hucumdan oyle cabuk geri donuyorduki Ekrem rahat rahat pozisyonunu aliyor, hatta Ekremin basmasi gerektigi yerlerde bile Hilbert topa basiyoru, Mactan sonra basin toplantisinda Hilbert ile ilgili sorulan soruya ben nasil oynatiyim, yabanci kontenjani izin vermiyor gibi sozler etti Schuster, birde hala forvet pesinde kosuyoruz, bu takim oyle veya boyle bu lige yeterli,  UEFA da zaten istedigimiz kadar yabanciyla cikiyoruz..
  Guti bugun yorgun gozuktu, buda cok dogal zaten, hazirlik kampina katilmayan Nihati hepimiz hatirlioruz,  Guti cok yakin zamanda toparlayacaktir, sunuda belirtiyim Guti yorgundu diyorum fakat Gutinin olusu oyunu yonlendirmemize yetiyor,  Tabatanin en formda oldugu gun bu gutinin olusu kadar is yapmaz.
  Quaresma bambaska bir yapiya burundu Besiktas formasiyla beraber, adam sanki 18 yasinda kadroya girmeye calisan genc cocuk gibi kosuyor, ayni zamanda bir dunya yildizi oldugunu her macta kanitliyor bizlere, suana kadar oynadgimiz Vikingur maclarinda bu maca kadarki butun maclarin ozetlerini izleyin her macta Quaresma nasil skora etki emis, attigi goller, yaptigi asistler bir yana, faul aliyor, penalti yaptiriyor, karsi takimi eksik birakiyor..  besiktasin esas oglani Quaresmadir, Daha once buraya yazmistim eger biz Quaresamadan performans bekliyorsak  ona en cok ilgiyi gostermemiz lazim, Q7 takimin esas oglani oldugunu hissettigi surece boyle top oynamaya devam edecek, ayni Portoda, Sporting lisbonda oldugu gibi, olduki Robinho geldi iste o zaman Q7 biraz olsun geri plana duserse ondan eski performansini hic beklemeyin bosuna.. golu attiktan sonra yine sureyya abiye kostu, ben onu bizden biri olarak goruyorum artik, tribunlere uclu cektimesi sov olabilir fakat o fotograf Q7 nin gercek karakteri, sanirim bir baba gibi seviyor Sureyya abiyi..Attigi gole sapka cikartilir, yaptigi ortada  asist olacakti Hilbert dokunmasa, Tabatanin kafasi zaten iceri giriyordu neyse bir asistte eksik olsun.
  Schuster elindeki malzemenin hepsini kullanmak istiyor lig boyunca herkes forma bulacak anlasilan,  Sahanin zemini berbat olmus ne oldu orada hic anlam veremedim, Biz Izmir Ataturk Stadina saydirirken ordan beter bir zemin, elinde ligin en teknik oyunculari var oynadigin zemine bak! Cenk yine yuzde yuz bir gol kurtardi, Villareal macinin devamini getirmesi onun acisindan cok anlamli oldu, kalede guven ve istiktarar cok onemlidir, o istikrarini  korumasini bildi. Formanin arkasindaki yazi fontu degistirilmis, taraftarin sesi duyulmus oldu, o kadar guzel formaya o pazar mali gibi duran font yakismiyordu bu cok daha sade ve guzel olmus. besiktas bir rakibini daha gecti sirada Istanbul Belediye maci var, hic kolay olmayacak elbette, Abdullah Avcinin suprizlerine acik olmamiz lazim..

16 Ağustos 2010 Pazartesi

GELECEGIN YILDIZLARI#2

Gelecegin yildizlari adli yazi dizimize Turkiye Ligiyle devam etmek istiyorum, Bastan nasil bir siniflandirma yaptigimi soyle acikliyim cogu Futbolseverin bilmedigi yada bildigi fakat uzerine daha cok koyabilecek Futbolculari ele alicaz..
  ilk basta gectigimiz sezon sonu hakkinda yazdigim Emenikeyle basliycaz,  Bir onceki yaziyi surdan okuyabilirsiniz..
 Emanuel Emenike:  Gectigimiz sezon bank Asyada en cok goze carpan oyunculardan bir tanesiydi, Karabukun Super Lig yuruyusunde onun cok emegi var,  Gectigimiz sezon 31 macta 24 gol atti, bu senede Karabukun en buyuk gol silahi durumunda, sezonun acilis macinda Manisaspora golunude atti, sezona golle baslamasi onun moralini yukselticektir,  attigi golde klasik bir Emenike goluydu diyebiliriz, zaten guclu bir Vucuda sahip bir oyuncu, bu gucune birde inatci futbolunu eklediginde yikilmayan bir golcu kimligine kavusuyor yaptigi son gol vurusu super ligimizde cok goremedigimiz turden guzellikte.. Ben bu sene onun rahat bir sekilde cift haneli gol sayisina ulasacagina inaniyorum,   daha sonrasi Bir trabzon yada kayseri gibi ligin taninmis isimlerine  yonelen Guclu bir Anadolu ekibinin kadrosuna katacaginma inaniyorum..Tabi Karabukte ordan hatiri sayilir bir para kazanacaktir, gecen sene 100.000 euroya bonservisinin alindiginida belirtelim...

  Muhammet Demir: Kendisini cogu futbolsever alt yas milli takimlarimizdan biliyor orada gosterdigi performansla bir cok avrupali Scoutun goz hapsine girmis durumda, Eger Bursaspor elindeki Sercan, Volkan, Ozan uclusunden birisini satarsa yerine dusunulen ilk isim elbetteki Altyapilarindan yetistirdikleri Muhammet Demir, Sezon oncesi Hazirlik kampinda attigi ve attirdigi gollerle bir kez daha kendisini kanitladi, eger bu sene Ertugrul hoca ona hakki olan formayi verirse Muhammet ligde Sercan'dan daha cok konusulacaktir.. Son vuruslari cok sakin ve isabetli, sercan abisi gibi suratli, uzak forvet gorevini yapabilecek fizige, surate, ve teknige sahip. Alt Yas milli takimlarinda Torres vari merkez Santrafor oynuyor fakat kesinlikle Pivot santrafor degil, ben onun uzak forvet oynadigi halde yildiz bir isim olacagina inaniyorum Bursasporunda bu duzende yildizlar cikattigini dusunursek Muhammet icin buyuk sans  Bursaspor. Sampiyonlar liginde forma sansi bulursa 3 buyukleri gormeden Avrupayi gorebilir bizden soylemesi..

Necip uysal: Gectigimiz yil Sergenin Calistirdigi A2 takiminin yildizi hatta Sergen Turkiye kupasi kadrosuna isminin  yazilmadigini gorunce Cilgina donmus ve A2 takimini biraktigini aciklamisti. O Necip daha sonra cok konusulmaya merak edilmeye baslandi, Taraftar ve Medya Mustafa Hocaya resmen baski uyguladi ve Turk futbolu  zorlada olsa cagdas ortasaha oyuncusuna kavustu, oynadigi tum maclarda soguk kanliligi ve teknigi ile kendisini izliyenleri hayran birakti,  sezon sonunda Mustafa Hocanin ayrilmasi Schusterin gelmesiyle Necip tekrar klubeye oturmaya basladi fakat forma sansi buldugu anda sirtindan cikarmadi, Plzen macini Quaresmayla beraber cevirdiler,  Tipik bir Ibrahim Uzulmez  inadi var ondada.. Gelen Hoca ilk zamanlar  oynatmasada oynatmaya basladigi anda elini kolunu bagliyor, cunku sahada basmadik yer birakmiyor,  enerji, hirs, teknik, surat ve kondisyon tek vucutta toplanmis bir oyuncudan bahsediyoruz.. Milli takimda Selcuk Sahini ve Aurelioyu forma sansi buldugu anda kadronun disina itecektir, Hiddinkin sevdigi  modern ortasaha tipi bir oyuncu oldugunu rahatlikla soyleyebiliriz, Ben Necipin bu sene Besiktasin degisilmez ismi olacagini ve en fazla bir kac yil icinde Avrupanin buyuk bir takiminda oynayacagini dusunuyorum.

ISmael Sosa:  Onu buraya yazmamdaki amac Turkiye Futbolunda bir  kliseyi kirdigimiz icindir, Yillarca yasli yabancilarin son duragi olarak benimsedikleri ulkemiz yoneticilerinin en buyuk mazereti Genc oyunculari istesekte onlar gelmiyor, Bize cok buyuk meblaglara magoluyor vs.. bu gibi kavram soylemleri artik kullanana bak Ismael Sosa diyerek ornek verebilecez demekki isteyen Arjantinde taninmis gelecek vaadeden bir genc yetenegi Gaziantepe kadar getirebiliyormus, arjantinde Boca Juniorsa, River Plate'e karsi golleri var zaten onunda taninan bir isim olmasi bununla ilintili,  Real madridin Higuaini nasil transfer edildigini duymussunuzdur onlar iyi kura cektiler.. Eger Gaziantep Ismael Sosayi parlatip Avrupaya transfer edebilirse anadolu kluplerinden buna benzer hamleler izleyebilriz onumuzdeki senelerde, Ismael sosaya gelince En buyuk ozelligi gol vuruslarindaki ustaligi, O celimsiz vucuduna ragmen suratli, Super ligin sertligine alisirsa oda gollerde cift haneli rakamlari gorur, en buyuk sorunu ise ayaginda topu cok tutmasi, sakatlanmaya yatkin bir oyuncu..
onun disinda cok buyuk bir transfer oldugunu soyleyebilirim..

 Gelecegin yildizlarina tekrar devam edecegiz, devami sonra...

IDOL

Thierry Henry, Tony Parker ve Eva Longoria Parker ABD'nin fransayla dunya basketbol sampiyonasi  oncesi hazirlik macindalar.  Henry ortama ayak uyduramamis gozukuyor, kolay degil Avrupada nereye gitse izdiham olan adami amerikanin yuzde doksan dokuzu tanimiyor..  Bakislari ulan ben nereye dustum
der gibi, Besiktasin su gunlerde forvet arayislarini surdururken bende onun bu fotografina bakip ayni tepkiyi veriyorum.. ulan ne isin vardi orada, Simdi Burda olsaydin Kraldin..

BSIKTASIN AVRUPA MACERASI

   Avrupa kupalarinda hicbir zaman buyuk bir basarimiz olmadi bugune kadar, talihsizlik diyebiliriz, beceriksizlikte olabilir, heyecanda, hersey olabilir.. Bildigim tek sey besiktas  O Avrupa sahnesine ciktiginda  basireti tutuldugudur, Zamaninda Galatasaray Avrupa devlerinde karsi simdilerde kimsenin begenmedigi Ali Samiyende kok sokturuyordu, Oradan Avrupanin bir cok devi cikamadi ve bu devleri seri halinde, kademe kademe elemeyi basardi galatasaray sonunda UEFA kupasini muzesine goturmeyi basardi..  Onlarin nasil Futbol oynadigini net hatirliyorum, hic panik yapmadan kendi futbolunu oynamaya calisan bir takimdilar ve ben galatasarayin her galibiyetinde babamla sevinmisimdir..
   Fenerbahceninde yillar boyu isyani budur, Avrupa maclarina ciktiklarinda basiretsiz futbollari.. Besiktas cok cok onundeydi Fenerbahcenin, Zicoya kadar, bir kac yil once Zico ile beraber tamamen cehre degistirmis bir fenerbahce izledik, ne Sevilla, ne Chelsea, Fenerbahcenin Inter karsisinda Kadikoyde oynadigi futbol Avrupali bir takim seviyesindeydi.. Daha sonra o takim bozulmamasina ragmen Avrupada istikrarini surdurememis bir fenerbahce goruyoruz..
  Besiktasin Avrupada kazandigi maclar beni cok ilgilendirmiyor, Barca, Liverpool, Chelsea, Manchester United galibiyetleri sadece bir sonuctur, ben takimin hangi kademeye ciktigiyla ilgilenirim, Besiktasin simdiye kadar gittigi hicbir kademe beni mutlu edememistir, belki UEFA da ceyrek finali sayabiliriz Lazio'yla oynanip kaybedilen, ve bu kaybedilen Lazio maci gibi bircok mac sacma sapan kaybedilmistir.. Iste benim sorunumda bu zaten ben Besiktasin hicbir zaman sacma sapan mac kaybetmesine tahammul edemiyorum, Bu maclarinda cogunda avantajli sekilde sahaya cikan besiktas 90 dakikanin ardindan taraftarlarina onlarca kez sok yasatmistir, herseferinde cok dramatik maclar oynanmis ama o drami yasayan taraftar hep Besiktas olmustur..  Ben artik oyle bir duruma geldimki her avrupa maci oncesi kalbim hizli atmaya basliyor, ellerimden terler bosaliyor,  adrenalim yukseliyor,  benim o negatif enerjimde bizim takima geciyor olacakki ben nasil ne yaptigimi bilmez halde maci izliyorsam onlarda kendini bilmez halde sahada kosusturup duruyorlar..
  artik kornerden gol yemeye o kadar alismisiz ki ben her korner oldugunda sanki cepheden bir frikik kullaniliyormuscasina heyecanlaniyorum, bazen bu heyecan penalti heyecanina kadaR ulasabiliyor, o kornerden gol yendiginde  ben yinemi ulan diye kaderimizse isyan ediyorum..
  Besiktasin Avrupa kupalarinda artik sakin futbol oynamasini, rakibinin uzerine ayaga paslarla gidip kalesini en az 15 dakika abluka altina aldigini gormek istiyorum, izledigimiz en kolay Vikingur macinda bile yapilan pas hatalari, kademe hatalari bana pes dedirtmistir, Plzen ilk macini saymiyorum, o macta Metalist tehlikesini atlattik.. Onumuzdeki rakip Helsinki, Kadromuzda  gelmis gecmis en kariyerli 2 futbolcu bulundurdugumuz su takimimizdan guzel futbol bekliyorum, hatta bu rakibi gectigimiz takdirde Avrupa kupasinda  yari final, Final istiyorum, Bu takim sampiyon olur yine hatirlariz seviniriz fakat  Avrupa kupasinda soyle 6-7 mac ustuste seri halinde rakipleri devirmeyi basarirsak iste o zaman herbiri  Besiktasin tarihine adlarini altin harflerle yazdirirlar..
Besiktasin oldugu heryerde bir acaba vardir ozellikle Avrupada..

15 Ağustos 2010 Pazar

BUCASPOR BESIKTAS

 Besiktas yeni kurulan bir takim,Hakan,  Zapo, Q7, Guti, Necip, Erhan gibi isimler ya yeni transfer edilmis ya gecen sene az forma sansi bulmuslar yada kiralik oynadiklari takimlardan donmusler, Haliyle Besiktasin oyununu tam net  olarak degerlendiremiyoruz, ilk 20 dakikada cok umut veren bir takim vardi sahada, ilk devrenin sonlarina dogru frene bastilar,  Necipin ortasahada ernstle beraberligi tum takima guven veriyor, Ozellikle necipin onde basma aliskanligi tam bu takimin ihtiyaci olan sey, Guti hazir degil ama hazir olmayann haliyle kafasini kaldirip bir pas atiyor hic kimsenin anlamadigi bir anda Bobo kaleciyle karsi karsiya kaliyor, tabii burada Boboya hakkini teslim edelim, kosusu mukemmeldi, ofsayta dusmeden gol kosusunu yapmayi basardi, son vurus harika, dar acidan yere sektirerek kalecinin altindan fileleri gordu, bu takima forvet alinmasinin luks oldugunu dusunuyorum, Erhan guven facia bir futbol oynadi, Q7 topu aldiginda bucanin oyunculari kademeli defans yapmaya calisti, bircok pozisyondada basarili oldular, attigi paslari anlayamiyor hala bircok oyuncumuz, kendilerini biraz gelistrimeleri lazim bu konuda.. ikinci yari golu bulduktan sonra besiktas tekrar eskiye dondu, topu ayagina alan var gucuyle uzaklastiriyor topu, daha dogrusu uzaklastirdigini zannediyor, vurdugumaz her top bucasporda kaldi onlarda yeni atak sansi buldu, o ilk 20 dakikalik bolumdeki pas organizasyonlarinin tum maca yayilmasi gerekiyor,
  bir parantez Bulent Uyguna, her gittigi takima sertlik uygulatiyor, Necip bugun cok daha agir sakatlik yasayabilirdi yada Guti, Q7. Bunu yapma bize Bulent hoca birak bizde rahat rahat mac izleyelim son 25 dakikada birisi sakatlanacak diye adrenalim yukseldi.. 
  sezon basi alinan galibiyet her zaman cok anlamlidir hele ki son sezondaki facia sezon basini dusunursek ilk 5 hafta alacagimiz puanlar cok onemli sonrasinda zaten taslar yerine oturacak, bugun kalemizde cok onemli pozisyon vermedik, Zapo sanki kendisini biraz gelistirmis diycem, Bursasporda da forma sansi bulamadi, demekki antremanlarda calismis kereta, ben onun o inonudeki gol sevincine hic kizmadim,bu sene bize cok katkisi olacagi kesin, Izmirden yine 3 puanla donuyoruz, futbolcularin moral acisindan iyi olduklari gozukuyor, umarim sezon boyunca devam eder, 1-0 olsun bizim olsun..

14 Ağustos 2010 Cumartesi

GELECEGIN YILDIZLARI

 Gelecek sezon Avrupada Ismini ezberletecek futbolcu kim derseniz Canales derim, Burada onun adini soylemem sadece iyi futbolcu oldugu icin degil  ayni zamanda sartlarinda uygun olmasidir.
  Ilk olarak forma savasindaki en buyuk rakibi Kaka kendini gecen sezondan beri toparlayabilmis degil, sakatliklardan bir turlu kurtaramadi kendisini, tabii bunda kendisinin hatalari oldu, sakat sakat Dunya Kupasinda oynamasi gibi.. Ikinci rakibi suan Turkiyede bulunan Gutiydi onunla tanismadan bu rekabettende siyirdi kendisini geriye Van Der Vaart kaliyor, Van Der Vaart deyip gecmemek lazim, Avrupanin sayili yeteneklerinden birisi oldugu tartisilmaz, Fakat o istenen istikaradan uzak, Ajaxin ardindan hicbir zaman doksan dakikalik oyuncu olamadi, son dunya kupasinda dahil yedek soyundu Sneijderin arkasinda vs..
 
Forma savasini bir tarafa koyarsak ikinci en buyuk avantaji Sistem adami Mourinhodur, O gelmeden aslinda Canalesin transferi bitirilmisti fakat Mourinhonun sevdigi tipte bir futbolcu oldugu asikar, Gittigi her takimdan yeni yetenekleri cikarmayi bilmistir Mourinho, Portoda Decoyu, Chealseade Lampardi, Interde Sneijderi hep farkli konumlandirmistir, tum hucum aksiyonlarini bu adamlarin uzerinden kurmustur, Van Der Vaaarta nazaran daha cok sistem oyuncusu Canales, Mourinhonun ona verdigi oyun icindeki gorevlerin hepsini yerine getirebilecek yetenege  ve  akila sahip. Gelecek yilin patlamasini ben Canales yapar diyorum..
Patlama yapacak bir diger isim Daniel Pacheco, oda Canales gibi Ispanyol, Canalesle beraber Ispanya alt milli takimlarinda defalarca forma giydi, abilerinin bayraklarini beraber ayni sekilde alt milli takimlarda da surduruyorlar,  Onun oykusu biraz Fabregas ve Pigue'ninkine
 benziyor, Barcelonanin genc takiminda forma giyerken Benitez onu goz hapsine almis ve Torresi Atletico Madrid'ten koparirken onuda sessiz sedasiz ayni anda Barcanin ellerinin arasindan almis,  O Torresin bonusuydu bir bakima, Torresin, Gerrardin gidecegi konusulurken o Liverpoolun umudu olarak gozukuyor, Oyun stilini ben Agueroya benzetiyorum, Boyu kisa, topla cok suratli, bitiriciligi yasina gore muthis..  merkez santraforun modasinin gectigi,  uzak forvetlerin devrim yaptigi su futbol ortaminda bir takimin basina gelebilecek en guzel seylerden birisi, Hodgson bu sene ona bolca forma verecektir, Ciktigi maclardan birinde dunya Futbol gundemine bomba gibi duserse sasirmayin,bu cocukta is var..

Yukardaki isimlere nazaran dunya futbolu tarafindan taninan bir oyuncu Arnautovic, Twente performansindan sonra buyuk takimlarin radarina girdi, Ibrahimovici kaybetmis Inter duygusal davrandi ve yeni Ibrahimovici kadrosuna katti, fakat Inter gibi futbolcu ogutme makinesi olan klup genc futbolcular icin gidilecek son duraktir avrupa sahnesinde, Interde Diego Militonun efsane perforansi onun icin hic iyi olmadi, Werder Bremen bu sansi kacirmadi gozden dusmus Arnautovici kadrosuna katmayi basardi, bana gore bu sene yapilan en akilli transferlerden birisi hatta en iyisidir, Hem futbolcunun genc ve yetenekli olmasi hem Werder Bremenin genc futbolcular icin adeta okul olmasi neresinden bakarsaniz iki taraf icinde harika bir transfer, Arnautovicin Mesut ve Marin gibi cabuk ve yaratici oyuncularla ofansif bir futbol oynayacagi dusunuldugunde bu senede bol gollu Werder Bremen maclari izliyecegimiz kesin..  Tabi buarada en buyuk is Thomas Schaff'a dusuyor simdiye kadar en alakasiz adamlari parlatan schaff simdi en buyuk sinavlarindan birisini verecek, gerek Arnautovicin  mental olarak cok guclu olmamasi gerekse ona uygun bir sistem kurmanin tum takimin dengelerini oynatacagindan zor bir sene olacak Schaff icin, gulu seven dikenine katlanir diyelim bizde..
Sezonun ilk haftalarinda gelecegin yildizlari adi altinda bir kac post daha atmayi dusunuyorum simdilik bu ucluyle baslamis olalim..

12 Ağustos 2010 Perşembe

QUARESMA&SUREYYA


Quaresma alindiginda en buyuk soru isareti Turkiyede ne kadar basarili olacagi, Adaptasyon sorunu yasayip yasamiyacagi idi, Quaresma ilk geldigi gunden beri Besiktas taraftarinin istedigi cizgide, Sanki dogustan Besiktasliymis hissi uynadiriyor, Gollerden sonra Besiktas armasini opmesi, kaptirdigi toplardan sonra mucadeleyi birakmayip 30-40 metre deparlar atip topu tekrar kazanmak istemesi,  Taraftara uclu cektirmesi gibi herkesin gormek istedigi seyler yapiyor,  saha ici performansi olarak simdiye kadar istenileni fazlasiyla verdi. ben saha disina cikmak istiyorum, Plzen macinda su molasi oldugunda takimimizin emektar  malzemecisi Sureyya abiyle birbirlerine beslik vermesi, Quaresmanin o suratindaki cocukca gulumsemesi cok hosuma gitti, benim daha once dusundugum Quaresma kaprisleri olan, takim arkadaslariyla sorunlar yasayan, cevresindekilere tepeden bakan bir  profildi, su fotograflar onun insani yapisini gozlerimizin onune serdi, Bu ilk foto aslinda anlamsiz kaliyor tek basina, yanina bir ustundeki fotografi eklediginizde puzzle'i cozuyorsunuz, Quaresma o san sohretine ragmen mutevaziligine koruyabilmis, nerden geldigini unutmamis bir insan, Gecen hafta verdigi roportajda yoksullugun ne demek oldugunu bildigini acikca soyleyebiliyordu, oysa biz futbolcularimizin daha cok kucukken hangi takim tuttuklarini duyuyorduk roportajlarinda, zaten o sorularin hepsi oynadiklari  takimlar oluyordu nedense.. Seni Sevmeye basladim Quaresma, Besiktasin Bir Halk takimi oldugunu asla unutma...

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Teşekkürler

2 yil once bloga  universiteden arkadaslarla girgirina yazmaya baslamistik, o ekip okuldan mezun olduktan sonra dagildi, bende yazmayi biraktim, sonra tekrar basladim yazmaya tek basima, kimse okumasa bile kendim icin yazdim,  yazmayi surdurdugum surece kim olduklarini bilmedigim adamlar okumaya basladi bizim blogu, tanimadigin birisinin yazina yorum yapmasi, o konu uzerinden tartismasi insana daha cok yazma hissi veriyor, bana para verseler sanirim bu kadar yazma hevesinde olmam, ben yazmayi sadece sevdigim icin surduruyorum, hicbir zaman bir gorevmis gibi oturmadim klavyenin basina, canim istedigi surece yazicam, eski postlara gittigimde sanki eski fotograf albumunu acmis gibi hissediyorum, bazen yazdiklarima inanamiyorum, bazen guluyorum..
 10.000 kisi okuyucu sayisina ulasmisiz, bu benim hayatimda yaptigim en anlamli islerden birisi,  okuyan, fikrini paylasan herkese cok tesekkurler, surcu lisan ettiysek affola.

ISMAIL KOYBASI

Ismail Koyasi  Klubumuze Tabatadan sadece 2 milyon az miktara malolmus bir oyuncu, gecen sene tribunler Tabataya ates puskururken  Ismaile bir baba sefkatiyle yaklasiyordu durum hala oyle, bunun en buyuk sebebi genc olmasi elbette, Besiktas Tribunlerinin Genc futbolcuya bakis acisini diger buyuk kluplerimizle karsilastirinca  Genc oyuncuyu cok daha sahiplenen bir yapiya sahip, daima genc futbolculara onem verilmesini istiyen bir  taraftar profili mevcut, bunun gecmiste yakaladigimiz basarilarda hep takimin yildizlarinin, liderlerinin altyapidan cikmis yada besiktasa genc yasta gelip, klubun kulturuyle, gelenekleriyle buyuyup yildiz isimler oldugu icin taraftarda nostaljik bir hava yarattigini, gecmise olan ozlemden kaynaklandigini dusunuyorum. Taraftarimiz sonuna kadar hakli bu tutkusunda, olmasi gerekende zaten bu, suan klubumuz icerisinde bircok Yildiz adayi genc var, en one cikanlari Necip ve Ismail bunun yani sira cok forma sansi bulamadiklari icin biraz daha kapali kutu olan genc yeteneklerimiz var, Onur, Erkam, Sezer, Ridvan, Cenk, Ali gibi.. Onumuzdeki sezona baktigimizda ilk 11'de devamli forma sansi bulabilecek yukarida yazdigim 2 isim Necip ve Ismail, Bloggerlar basta olmak uzere bu iki isime gayet sahip cikmis durumda, Necip suana kadar ciktigi her macta beklenenin hep uzerine cikti, biz heralde tam kapasitesi  bu derken o bizlere hergun yeni yeteneklerini sundu sunuyor, umarim sunmayada devam edecek..
   Bu yazinin esas oglani Ismail, onun yeteneklerine inancim sonsuz onunde, oynayan Ibrahim Uzulmez'den daha teknik ayaklara sahip oldugunu daha topa dokunusundan anlayabiliyorsunuz, peki bu durum Ismaili Ibrahim Uzulmezin onune koyarmi? ibrahim kaptanin gecmisine baktigimizda onun mevkisinde oynayan, beraber forma savasina giren ispanyanin milli sol bekinin dahil tutunamamis oldugunu goruyoruz,  o sol bekten niceleri geldi gecti  kimse tutunamadi, bircogu Ibrahimden  daha yetenekli oldugu icin alindi fakat sorun yetenekle cozulmuyordu ozellikle bir bek oyuncusuysaniz, Ibrahimin futbolunun Son yillarinda 20 lik delikanlilardan daha seri oldugunu, kondisyonunun guclu oldugunu, hirsinin, azminin daha agar bastigini gorebiliyorsunuz, fiziki olarak bundan 10 sene onceki ibrahimle suanki arasinda buyuk fark yok, buna tecrubesini eklediginizde Ibrahim uzulmezin ilk 11 den gayet kolay kesilebilecegini soylemek sacma olur.
   Gecen yil Ismailin transferi aciklandigindan beri benimde dahil oldugum buyuk bir kesim artik Uzulmezin jubile zamaninin geldigini dusunmustuk,  Hatta Uzulmez Ismaili kanatlari altina almis Benden sonraki Besiktasin Sol bekinin uzun yillar sahibi olacak oyuncu tadinda demec vermisti.. Ismailin Futbolcu yetenklerine baktiginizda buna itiraz edemezsiniz, onda gercekten cok degerli  saf yetenek var, o yetenek onu sadece Besiktasta degil Milli takimlarda hatta Avrupada oynamasina yardim eder ama sadece yardim eder, o yetenek onu direk olarak gittigi her takimda banko yapmaz, yetenegi olmasa zaten Antepten Besiktasa kadar o meblaglarla gelemezdi.
  Ismaile  verebilecegim cok guzel bir ornek var, Kendisinin Besiktasli oldugunu biliyoruz, muhakkak Barcelonayi  2000 yilinda 3-0 yendigimiz karsilasmayi banttanda olsa izlemistir, o maci bir defa daha  sadece ibrahim Uzulmezi takip etmek icin izlesin, o Macta 25 yasinda olan Ibrahimin temposunu, suratini, bindirmelerini, hirsini azmini izlesin, Barcelonanin sol kanadini Muncle birlikte nasil dagittiklarini izlesin, O donemin en yetenekli oyuncularini  o yeteneksiz haliyle ama sadece suratiyle nasil gectigini, rakiplerinin sagindan atip solundan ruzgar gibi gectigini izlesin... O Ibrahimde olmayan allah vergisi yetenek Ismailde  iki misli var, fakat o muacedele gucu, hirsi temposu malesef 35 yasinda olan Ibrahimden fazlasi yok hatta eksigi var..  Ibrahim uzulmezin tek yaptigi sey calismak calismak, istedigi kadar calissada limitleri olan bir oyuncu nasil oluyorda 10 sene Besiktasin degisilmez oyuncusu oluyorun en buyuk ornegi tam karsisinda duruyor Ismailin.
   Ayni mactan bir ornek daha, Orada oynayan 2 tane pirlanta gibi genc yetenekli, milli formayi erken giymeye baslamis  Futbolcularimiz vardi Ismail gibi,  birinin adi Nihat kahveci, Digerinin Ahmet Dursun.  O macta ikisinin muazzam bir performans koydugunu gorebilirsiniz, Ahmet yillarca o macta bellleklerden silinmiyecek bir performans koydu, attigi 2 gol hala youtubeda doner durur. Nihatta ayni sekilde, topa 30 metreden vurdugunda tribunde oturdugunuz yerden topun sesini duyabilrir, topun direge carptiginda diregin catladigini zannedersin oyle sert vururdu..  Sonra bu yetenekli genclerden hirsli, zeki, kondisyonu saglam, mental olarak kendini gelistirmis olani ispanyaya gitti, Avrupada bir Turkun basarabildigi en buyuk basarilari kazandi,  Real Madridlere ve Barcelonalara tek basina kafa tuttu, Gelmis gecmis en iyi forvet olarak kabul edilen Ronaldoyla Gol kralliginda kafa kafaya yaristi, biz turklerin gogsumuzu her zaman kabartti, onu gordugumuz zaman iste besiktasli Nihat dedik.. Bir Turk Futbolcunun gidebilecegi yerin sonuna kadar gitti..
  O yetenekli genclerden digeri ise,  zaman zaman formsuzluklar yasadi, kendine bakmasi gerektigi gibi bakmadi, adi gecelerde sik duyulmaya baslandi, bircok manken sevgiliside oldu, sakatlanmaya basladi, bir zaman sonra yedek kalmaya basladi, sahaya ciktiginda surati, kondisyonu eskisi gibi degildi, arkadasiyla yasadigi bir kavga sonrasi takimdan  gonderildi, adini gecen hafta Adanaspora transfer oldu diye duydum...
   Yukarida uc ornek verdim, yetenekli olmayipta caliskan olani hala besiktasta Kaptan, Yetenekli ve caliskan olani Avrupanin taninmis futbolcusu, Yetenekli fakat tembel olani Adanasporda..

9 Ağustos 2010 Pazartesi

BESIKTAS 2010/2011 SEZONU FORMALARI

DUZ BEYAZ
CUBUKLU
DUZ SiYAH



YENI FORMAMIZ

Formalarimiz bekleneneden once gorucuye cikti, supriz bir sekilde takimimiz Villareal karsisinda bu sezon duz beyaz ve cubukludan sonraki son forma olan duz siyah formalarla sahadaydi Besiktasimiz, Formaya asik oldugumu soyliyebilirim,  Bu sezon futbol takimimizdan bu formalar altinda buyuk basarilar bekliyoruz, son bir istek Puma ve Umbro zamaninda ozel olarak hazirlanan Nostalji Formalarini Adidasin sade isciliginden gormek isterim...

BESIKTAS ASKI

  Hic sevmedim yada sevemedim gosterisi, zenginligi, gucu bunun gibi bircok abartili seyi, Besiktasli olmanin verdigi bir mutevazilik diyebiliriz buna, Lakerstan Hayatim boyunca nefret ettim, sebebi cok basit daima kadrolarinda en buyuk yildizlari toplamalari, ekonomik olarak rakiplerini ezmeleri, NBA Yonetimi ne kadar politikalariyla kluplerin esit olmasini saglamaya calissada bir sporcu olarak Lakersta oynayip klubun size verdigi maastan daha fazlasini kazanabiliyorsunuz o gucle.. Cristiano Ronaldoya hicbir zaman sempati duymadim ayni sebeplerden, Real Madridin bende uyandirdigi ilk izlenim paradir, kontrolsuz guctur.. Dostlar arasinda futboldan konusurken arkadaslarin en buyuk futbolcu kim diye tartisirken Soylenen Maradona, Pele, Zidane'dan ziyade Ben Puskas derim mesela.. Cunku orada bir karizma vardir, o adamin bir hikayesi vardir anlattiginiz zaman insanda her zaman derin bir etki birakir.. Buna digerlerinden ayrilmak, ozel olmakta diyebiliriz. Xaviden kimsenin haberdar olmadigi yillarda  ben Xavinin  Zidane kadar buyuk futbolcu oldugunu anlatabilmek icin kendimi paralamisimdir. Bu sezonla beraber Xavinin "buyuk topcu" oldugu tescillenmistir, artik Xaviyi savunmama gerek yok, ben Real Madridli Canalesin buyuk topcu olacagini anlatmaya calisicam arkadaslarima misal..
  Cocukluk donemlerimde saglam bir Liverpool taraftariydim cunku Manchester United'tan nefret ediyordum, onlarin her basarisi kalbime saplanan ok acisi birakiyordu sadece,  Ben ezilen taraftaydim, Liverpoolun birgun olnlari alt edeceklerini dusunup hayaller kuruyorum, Fowler, Mc Manaman, Gerrard, Owen, Berger, Redknappli kadroyu birgun Manchesterin onunde lig kupasini kaldirmalarini o kadar cok istiyordumki bu istegin sadece bir cocuk istegi olmadigini biliyorum,hala o gunleri hatirladikca icimi bir huzun kapliyor, yazdigim isimlerin elbette bu kadar buyuk futbolcular olabilecegini dusunmemistim, ben sadece o genclerdeki hirsi goruyordum, Robbie Fowlerin O suslu takimlardaki forvetlerden farkli oldugunu dusunuyordum, Steve Mc Manaman'in istedigi klupte forma giyebilecegini biliyordum o yetenekle, altyapidan daha yeni  cikmis Gerardin sahadaki olgunluguna sasiriyordum,Beckham yakisikli degildi benim icin   Patrick Berger karizmaydi..  Beckhamin sag ayak kavisli sutlari yerine  Patrick Bergerin sol ayagindan cikan mermi gibi sutlari cezbediyordu beni.. O takim hicbir zaman Premiere ligi kazanamadi,  fakat Istanbulda bana Ruya gibi bir gece yasattilar, o benim kucuklugumdeki genc Gerard kolundaki kaptanlik pazubandiyla Sampiyonlar Ligi kupasini kazandigi zaman artik ben Liverpool'la misyonumu tamamliyordum, onlara olan sevgimi anlatmama gerek yoktu cunku artik onlar herkesin sevgilisiydi, benim onlara sevgim eski bile olsa yapmacik kalacakti, bana basimi one egip sevgiliden ayrilip yeni ufuklara yelken acmak kaliyordu...
  Aradigim aski yillarca bulamadim kimi bulsam endustriyellesen futbolda istenmeyen olaylar daima karsima cikiyordu, degisen biz degiliz degisen hayat demek geliyor icimden. barcelona askimda cocukluk yillarima denk gelir, Romarionun son demlerine yetistim, Ronaldoyla bir forvetin ne demek oldugunu anladim, Rivaldo nasil 10 numara olunur dersini verdi yillarca, Valenciaya attigi goller  ruyalarima kadar girmeyi basarmistir, Ronaldinho bizlere sadece birkac yil yeteneklerini gosterip offf canim sikildi deyip gocup gitmistir barcadan, sonrasi malum hikaye Xavi, Iniesta, Messi.... Artik kimseye Barcelonaya olan sempatimide soyliyemiyorum, cunku onlar benim askim icin cok populer,cok guclu,belkide en iyisi, benim sevdicegimin sadece benim olmasini istiyorum, ayni Besiktasim gibi, azinligin sesi olmak istiyorum sadece, hayatimda tek sevmekten vazgecemedigim olgudur Besiktas, ona bazen kizsamda ardindan kendimi suclu hissediyorum, ondan habersiz birgunum yok kendi kendimi bildim bileli, sabah uynadigimda ilk aklima besiktas gelmistir cogunlukla, Besiktasim her sene flash transfer diye tabir edilen  oyunculari alamasada ona olan sevgim her sene dahada katlanarak buyuyor,aslinda o hic sevmedigim suslu futbolculari bu sene kadroya katmamiz sevgimden ne birseyler aldi nede birseyler katti cunku benim besiktasim hala ayni Besiktas, O dunyanin en guzel Stadinin yolunu tuttugumda hala kalbim kipir kipir oluyor, Staddan iceri dogru girerken heyecanlaniyorum, o eski merdivenleri tirmandiktan sonra karsima cikan yesil zemini gordugumde kimseye caktirmadan cocuk gibi sevinebiliyorum ben.. O siyah beyaz esofmanli takimimiz isinmak icin sahaya ciktiginda hepsinin teker teker suzup hayiflaniyorum, onlarin yerinde olabilmek icin nelerimi vermezdim, o forma icin oynayin diye dusunurken  kendi kendime dalip gidiyorum bogazin serin mavi sularina bakarken.. Derbi mac, Anadolu maci, Kupa maci,  Avrupa maci ayird etmeksizin benim Besiktasim gol attiginda yanimdaki hic tanimadigim adama sarilarak sevinmeyi seviyorum ben, belki sahada olup bitenlere kizdigimiz icin hirsimizdan bogazimizdaki damarlarimizi koparircasina "Gol Ulan" diye bagirmamizi seviyorum, Besiktasim yenildiginde boynumuzu bukup agir adimlarla o staddan ayrilmanin derin huznu bile baska oluyor, o huzun baska hicbir huzne benzemiyor.. Besiktasin serefli ikincilikleriyle gurur duyan bir taraftar toplulugumuz oldugu icin seviyorum bu takimi ben, Seref Gorkey, Baba Hakki, Suleyman Seba, Mehemet Ustunkaya,MAF gibi adamlarin oynadigi yonettigi takim oldugu icin seviyorum ben bu takimi, Amokachinin yirticiligini, Pascalin Hirsini, Ilhanin Asi ruhunu, Ahmet Dursunun sessizligini seviyorum..  Sokakta, Iste, Okulda, Herhangi biryerde tanistigin birisiyle konusurken muhabette hangi takimlisiniz diye soruldugunda sanki hayatimda basarabildigim en buyuk basariymis gibi Besiktasliyim demeyi seviyorum, ayni soruya bir baskasini gogsunu kabartarak Besiktasliyim demesini yada Sessiz, Magrur bir sekilde Besiktasliyim demesini, hepsinde bir duygu yasamaniz  mevcuttur Besiktasliyim diyebilmek herhangi bir spor klubune nasip olmayacak kadar ozel bir duygudur..
  Daha ilkokul yillarinda anlamistim aslinda Besiktasliligin ne kadar zor bir is oldugunu, Fenerbahce hastasi olan bir ogretmenimiz sayesinde diger takim taraftari olan cocuklarin neredeyse buyuk bir kismi o ruzgarla beraber Fenerbahceli oluyordu, Besiktasli olan sadece ben ve bir cocuk daha vardi biz degistirmedik takimlarimizi,  Ogretmenimizin Okul Futbol Turnuvasina Fenerbahce Formasiyla cikma istegini kirmadik, ama Gollerden sonra Babamin dogum gunumde aldigi Besiktas Formasinida Fenerbahce formasinin altindan cikarmayi unutmamistim elbette, Besiktasli olan okul Mudurumzun hosuna cok gitmis olacakki mactan sonra gelip beni yanagimdan opmustu.. O gun Besiktasli oldugum icin en cok gurur duydugum gunlerden biriydi, hayatimda bu takimi hicbir seye degistirmemeye belkide o gun karar vermistim, bir sonraki turnuvada Ogretmenin oynatmadi beni, sebebini hic sormadim cunku boyle olacagini bilerek yapmistim, Ogretmen olan Babamin Ogretmenler odasindaki kavgasi benim sinif degistirmeme kadar gidecekti..
  O gunleri hatirladikca, arkadaslarimla eskileri konustukca Besiktasi daha da cok seviyorum, ben Besiktasimi hicbir zaman hicbiryerde degistirmedim, o benim hep sevgilim olarak kalacak, simdi ondan cok uzaklardayim ama belki cok daha yakinim, aradaki mesafeler arttikca ona olan sevginiz ozleminiz  git gide katlaniyor. Besiktas kimi transfer ederse etsin ben sadece Besiktasim icin ne kadar mucadele edip savastigina bakicam onun haricinde onlardan bizler kadar besiktasli olmalarini bekliyemezsiniz cunku isin icine para girdigi zaman  bazi duygulari yok ediyordur muhakkak. Ben bu takima asik oldugumda suan oynayan hicbir futbolcu  yoktu, Besiktasi Sevmeyi biraktimmi? Mumkun degil...
 

BESIKTAS VILLAREAL

Macin basi Ismailin hatalari, cenkin kurtarislari seklinde gecti, burada takimin liderinin oyuna girmesi gerekiyordu, oda girdi zaten, Guti daha cok bosa cikip top almaya basladi, onun sogunkanli oyunu diger oyuncularada guven verdi, oyun ortasaha mucadelesi sekline dondu, sagbekten ekrem bindirmeye basladi, diger bek ismail cakili oynamaya mahkummus gibi oynadi ilk yari boyunca, yaptigi hatalardan dolayi guvenini kaybetmis olabilir yada Schusterin ona verdigi gorevden dolayi olabilir,  Quaresma sol acikta yine kaleye uzak bir goruntu cizdi, ilerleyen dakikalarda kaleye yaklasmaya basladi, o kaleye yaklasmaya basladikca ataklarimiz siklasmaya basladi, hatta bobodan bile ileride oynamaya basladi, ilk golumuz ekremin pasini gutiye attiktan sonra depara  baslamasi ve o depar sonrasi Gutiden muthis bir asisti gole cevirememesine ragmen Bobonun takipciligiyle geliyordu, golun yarisi gutinin ve ekremin hanesine yazilmasi gerekiyor, artik gerekli kosular yapildigi takdirde muthis pas atabilecek bir yetenek var takimda, Guti cogu kisinin ezbesrini bozdu bugun ben Televizyon karsisinda top ona geldiginde nereye oyniyacagi yonunde tahminler yaparken o hep beni ters koseye yatirdi,  aklimin almadigi toplar atti, Sergenden beri demiyecegim ben boyle pas cambazi bir adam omru hayatimda besiktasta gormedim, bu tur adamlari Real madrid gibi takimlarda izlerken farkli bir gozle, besiktasta farkli izliyorsunuz, bugun takimda ilk macini oynamasina ragmen takimin kalitesini arttirdigini gosterdi, 2. golde Hilbertin Quaresmaya muthis pasini biraz gecikince kaptirdi Q7, pozisyonu takip eden Bobo topu tekrar kazanip cerceveyi gordu kaleci celdi top Quaresmanin onune dusunce besiktas kolaylikla 2. golu bulmus oldu.. Gecen sene gol bulmakta ne kadar zorlandiysak bu sene birileri cikip golu hazirliyor, ilk yari besiktasin bu sezon boyunca oyniyacagi adamlar sahadaydi 2. yariyla beraber Quaresma, Nihat,Guti cikinca hucumdaki etkinligimizi kaybettik, gecen yilki besiktasa donduk, Zapounu cikmasi defansin dengesini bozdu, yerine giren Ersanin gayretli ve sert oyunu ise yaramadi cunku defansin ritmi bozulursa bir sekilde acik veriyorsunuz, Finkin moralinin bozuk oldugu apacik ortada, mac boyunca hayalet gibiydi.. haksizda degil gecen senenin en onemli isimlerinden bir adamin sozlesmesini dondurursaniz ustunede herhangi bir aksiyonda bulunmazsaniz adam ne yapacagini sasirir..
  Cenk besiktasin bu sene kalesini devralabilecek yetenekte bir kaleci oldugunu gosterdi, yillarca hep methini duymustuk bugun  90. dakika izleme sansi bulduk, ilk yari kurtarislari mukemmeldi onunda gaziyla 2. yari alabilecegi toplari artistik bicimde yumruklamayi secti, ilk golde topa dokundu fakat celemedi, kalecilerin dokundugu topu cikarmasi gerektigini soylerdi futbol hocamiz o  aklima geldi fakat sut baya sert gitti, ikinci gol ekremin kademe hatasiyla geldi o golde bir hatasi yoktu, o topa defansin o kadar rahat vurdurmamasi gerekiyor, Cenkin yan toplarda Turkiyenin en iyi kalecisi diyebilirim,  ciktigi butun toplari rahatlikla aldi yada kendine o kadar guveni varki o zor isi bebek oyuncagi gibi gosterdi bizlere, bir topa cikiyosan tereddut etmeden alacaksin deyimini bizlere defalarca gosterdi, cizgide beklemeyen kaleci olmasi en buyuk artisi, defansin hemen arkasinda pozisyonunu aliyor boylelikle seken toplarin hepsini tehlike buyumeden savusturabiliyor, gordugum kadariylada ayaklari kaleciye gore teknik, bizim Cordobaya benziyor oyun stili, eger besiktas bu sene defansi onde kuracaksa bu takimin kalesi Cenke emanet edilebilir...
  ferrari bu takimin 1 numarali stoperiyim diye bagiriyor, umarim Schuster yonetimi dinlemez ve Ferrariye hakki olan formasini verir, Finkin aksine hic kusmemis ne zaman sahaya sursen tam bir profesyonel gibi sahaya cikip topunu yurekten oynuyor..bugun bircok pozisyonda tehlikeyi uzaklastirdi, onde kuruldugu icin oynatimamasinin hikaye oldugunu hep beraber gorduk.
  besiktas icin cok guzel bir hazirlik karsilasmasi oldu, bu takima Ernst ve Necipin girecegini varsayarsak orta saha direnci artacak Gutinin hareket alani genisliyecek. son sozum bu kaptanlik olayininda aciga kavusturulmasi, Nobre bugun ilk 11 de baslasaydi muhtemelen Nihata ragmen kaptanlik pazubandini takacakti, ben bu takimda Nihatin onunde cikan kaptan Nobreyi gormek istemiyorum, ne kadar cok sevsem Delgadoyu kaptan istemiyorum, Nihat gibi 2 dil bilen takimin oguyla direk iletisim kurabilen kendi oz evladimiz dururken her sene kontratinda haketmedigi halde zam istiyen, Turkce bilmeyen bir adami kaptan istemiyorum cok yabanci sevdalisiysaniz Gutiye verirsiniz kaptanligi olur biter, en azindan bir karizmasi olur takim uzerinde..

7 Ağustos 2010 Cumartesi

GUZEL VE YALNIZ ULKEM

Assagidaki yazi Kocaelispor'un Resmi Web sitesinden noktasina virgulune dokunmadan ilgimi ceken paragraflari cikarttim...

Formalar sipariş verildi



Hodri Meydan Taraftarları Sosyal Yardımlaşma Derneği Yönetim Kurulu, başbakan Recep Tayip Erdoğan`a Kocaelispor`un sesini duyurmaya çalışacak. Miting hazırlıklarına başlayan dernek yönetimi, özel olarak yeşil siyahlı forma yaptırmaya başladı. Mitinge katılacak olan taraftarların giyeceği formaların yanı sıra iktidar partisini protesto eden pankartlarda hazırlanmaya başladı. Hodri Meydan Taraftarlar Derneği`nin protesto hazırlıklarındaki tek gerekçe Kocaelispor`un içerisinde bulunduğu sıkıntılar.
  İş, aş istemiyoruz
Hodri Meydan Taraftarları Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Özgür Taşkıran dernek olarak yapacakları protesto ile Kocaelispor`un problemlerinden başbakanı haberdar etmek olduğunu dile getirdi. Kimseden ekmek, aş istemediklerini ifade eden Taşkıran, “Bizim tek isteğimiz Kocaelispor`a sahip çıkılması. Biz taraftarlar derneği olarak elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere devlet büyüklerimizin kulübe sahip çıkmasını istiyoruz...
 
 guzel ve yalniz ulkem..

6 Ağustos 2010 Cuma

A MILLI TAKIM ADAY KADROSU

Guus Hiddink Milli Takimin basina gectigi donemde toplum olarak umutlanmistik, Hiddink demek degisim demekti,  kadroda formsuz olmasina ragmen herzaman takimin kadrolu memuru gibi gorev yapan adamlardan kurtulacagimizi dusunuyorduk, Amerika yaz kampinda Turkiyeden bircok Futbolcu katildi Milli takimlar kampina o isimlerin icinde goze carpanlar Necip ve Turgay, Caglar, Volkan Sen'di, bunun baslangic oldugunu goze giren isimlerle beraber yeni bir yapilanma olacagini dusunenler cogunliktaydi.  Eger Milli takim Performansa gore secim yapiyorsa son gunlerin en formda ismi daha 19 yasindaki Necip'i kadroya almayipta Selcuk ve Aurelio gibi iki formsuz ve yasli oyuncunun orada ne isi var, Borussia Dortmund gibi uc buyuklerimizin cok ustunde bir takimda kaptanlik yapan takimin bankosu Nuri daha kac sene balik etli Emrenin arkasinda bekleyecek.Millli takimin cekirdegi olusturuluyorsa bu  kadroda Emrenin ne isi var? Kariyerini Ingilterenin alt siralarindaki takimlarda geciren, Stoke Citynin satmak isteyipte Ingiltereden bir tane talibi olmayan Tuncay, Fenerbahceden ara sira  gonderilen, devamli kadro disi birakilan, sorumsuz futbolcularin aga babasi kazimi oynatirken, Turkiyenin son sampiyonunun en basarili futbolcusu olan henuz 22 yasinda, milli takimin gelecek 10 yil bankosu olabilecek Volkan Sen'i   kadroya dahil cagirmamak nasil aciklanir.Selcuk Inan'i, Ceyhun Gulselam'i bu kadroya almiycaksaniz hangi kadroya alacaksiniz?Avrupa sampiyonasinin 2 yil sonra duzenlenecegini dusunursek bu formsuz ve yasli kadro 2 sene sonra daha vahim bir hal alacaktir. Bu takimdan Besiktaslilarinda, Galatasaraylilarinda, Fenerbahcenlilerinde memnun olmadigi bir gercek..Bu takimi kim yapiyor yahu onu bir soyleyin, Guus Hiddink'in yapmadigi bir gercek, oda paranin pesine dusmus, 2 sene calistirir bizi, bu adamlarla ite kaka avrupa sampiyonasina goturur bizi, misyonunuda tamamlar Turkiyede. Sonra biz yine yeni arayislara gireriz.. 25-27  yasina gelmis o "Genc nesilimizden" bir kadro daha yapariz bu surec sonsuza dek  boyle devam eder... Alismisiz nede olsa Servet,ZAn'in kazmaliklarina, Emrenin oyun ici lideri oldugu donemden beri bir tane turnuva basarimizin olmamasina(euro 2008 de sakatlandida Arda parladi), Tuncayin bos bos kosusturmasina, hala Aureliodan medet ummaya, Sabrinin icinden birgun Maicon cikacagina, Selcugun ancak  2 metre geri pas atabilme kapasitesine...
  suan kadroda olupta sadece gostermelik orada bulundurulan oyuncularda var Mevlut, Sercan, Ismail, Ozan, Nuri, Onur Kivrak bu isimleri buraya yaziyorum su onumuzdeki 2 senelik surecte bu adamalarin kac mac ilk 11 cikacagini hep birlikte gorelim...

BESIKTAS PLZEN

macin ilk yarisinin buyuk bolumunu kacirdim, televizyonu actigimda Quaresamanin slow motionda  trivelasini gordum ilk olarak, guzel baslangictir herzaman maci actigin anda takiminin golunu gormek, hele  o gol birde trivelaysa tadi baska..   Plzenin 10 kisi kaldigini ogrenmem ilk yarinin sonunda oldu, artik iyice rahatlamistim, ikinci yariyi zevkle izlemeye basladim, Toramanin sakatligini duydugumda keyfim yine kacti, nede olsa besiktasliyiz rahat mac izlemek haram, ama o olumsuzluk Ferrarinin oyuna girmesinide mujdeliyordu, hadi hayirlisi deyip devam ettik, Quaresma bir ileri bir geri yapti Plzene 2. kirmizi karti gostertince mac zaten orada koptu, besiktas yine Vikingur kivaminda bir takim buldu karsisinda, aslinda 2. kart hosuma gitmedi, sirf  ileride bu oyunun bizi kandiracagini bildigim icin, Quaresma topu ne zaman alsa hep1 vites yukari taktik, onun ortasinda Delgado bize Zurich macini hatirlatti tekrardan, nostalji yaptik kisa bir sure,  Schuster deli iboda israr ediyor, bugun 30 metreden sut atip taca gidince Schusterin "oh my god" deyip klubeyi yumruklamasi aslinda hosuma gitti, orada ne sut atmaya gerek vardi nede uzulmez 50 tane sut atsa bir tanesi kaleyi tutardi, ayrica Schuster oyun 2-0 ken ustune rakip 9 kisi kalmisken o tepkiyi vermesi  oyun disiplinine verdigi onemi gosteriyor... Ilk yarida Holosko ne yapti bilmiyorum fakat gole kadar sahada yoktu, bizim delinin denedigi yerden bu sefer o sut atmayi denedi, kale arkasindaki top toplayicinin golden sonraki tepkisi herseyi anlatiyordu, top toplayici ufaklik golden sonra basini 2 elinin arasina aldi ve saniyelerce oyle kaldi, gozlerine inanamiyordu, Inonude atilmis en sahane gollerden birisiydi kuskusuz... Adi gonderilecekler arasinda hic gecmiyor Holoskonun bu onun Besiktasta 1 senesini kurtaran gol oldu.. geri kalan surede Delgado oyundan cikti Tabata girdi, su rakip karsisinda tum toplari ezmeyi ve kaybetmeyi basarabildi, oda bir yetenek sanirim, bu macta yine beni hakli cikardigi icin tesekkuru borc bilirim kendisine, her mac besiktasin futbolcusu olmadigini yaptigi tum icraatlerle anlatmaya calismasina ragmen verilen 8 milyon hatrina besiktasta kaldigi asikar..Bir mac daha kazasiz belasiz atlatildi, ligin baslamasina az sure kalmasina ragmen hala gidecek futbolcunun kim oldugunu  belirlenememis olmasi en buyuk sorunumuz, futbol tanrilari bir futbolcumuzu daha elimizden almazsa Sivok gibi bu takimdan kimse ayrilmayacak, yine birilerinin sozlesmesini dondurucaz..

5 Ağustos 2010 Perşembe

AHMET DURSUN

Seni dusununce o uzerindeki forma geliyor aklima hep, ruzgar gibiydin Inonude,  plaselerin tartisilmaz estetikti bazen o uc direk arasina giriyordu bazen sanssizliginin kurbani oluyordun,ama  bu seni sevmemmemize neden degildiki, biz seni bizim icin kostugun icn sevmistik zaten,  Ben seni o barcelonaya Attigin goller icin sevmedim, ben seni sahada gercek besiktasi gordugum icin sevdim, Besiktas Asidir, Hircindir ama bir o kadarda Dingin ve Agirbaslidir...Duydumki Adanaya imza atmissin, bizim icin nasil kostuysan onlar icinde kos..Seni tekrar 1. ligde gormek dilegiyle..

Aykut Kocaman

Aykut Kocamani nasil tanirsiniz diye sorsaniz buyuk cogunluk hakkinda olumlu dusuncelere sahiptir, hakkinda az kisi negatif konusur, aktif olarak sporcu oldugu donemde efendi, sportmen bir kisilige sahipti, hatta genel kani fenerbahceden fazla centilmen oldugu icin gonderildigidir... antrenorluk hayatindada sivri bir demecini, agresif tavirlarini goremedik, ona ne olduysa Fenerbahce'ye teknik sorumlu olarak gelmesiyle basladi. Daumla muthis bir ikili olduklarini soyleyemeyiz, o donemde takim icindeki disiplinden yakinan bir tavir aldi, bazi futbolculari sorumsuzlukla sucladi, takimin altini oymakla sucluyanlar bile oldu Aykut hocayi..Onun kararlariyla takimdan Devre arasinda kazim uzaklastirildi, Sezon sonunda da Daum.. Yeni teknik patron o oldu, yeni bir takimin mujdesini verdi, artik savasan, agresif bir fenerbahce olacagini anlatti, Kolnden alinan farkli maglubiyetten sonra futbolculari sucladi, Galatasaray galibiyetiyle futbolculari ovdu... gecen hafta ve bu hafta Young Boys maclari sonrasi yine tanidik tepkiler geldi, Futbolcularin isteksiz olduklarindan dem vurdu... Yine revizyon mesajlari verdi.. Aykut hoca 1 seneyi askin suredir bu takimin Teknik Patronu, eger Aykut hoca bazi  futbolculari gondermek istiyorda baska gucler engel oluyorsa bilemem ama artik is isten gecti hocam, takim en buyuk gelir kapisindan oldu... Cikip hala takimdaki sorumsuz futbolculardan bahsediyorsun, istedigin futbolcuyu gonderecek kadar gucun yoksa orada calismanin esprisi yok... Sahanin en iyisi olan Dianin cikmasini nasil aciklayacaksin...

MOURINHODA BIZI GORECEKMI?

Turk futbolu olarak avrupa futbolunun neresinde oldugumuzu dusunmemiz gerektigini bir kez daha gorduk.  Futbol tarihimize baktigimiz zaman son 10 yillik donemde istikrarli olmadan bazi basarilar elde ettigimiz gercegi var.Ilk basta Galatasarayin avrupadan bir kupa getirdigini goruyoruz daha sonra o kupayi kazanan kadronun cekirdegini olusturdugu milli takimin 2002 Dunya kupasindaki basarisini. Daha sonra besiktasin UEFA'da ceyrek finalini, 2008 Avrupa sampiyonasindaki  geri donus mucizeleriyleriyle kazandigimiz 3.luk, son olarak Fenerbahcenin ceyrek finalde Chelsea'ye yenilerek sampiyonlar ligine vedasini hepimiz hatirliyoruz.. Bu surecin oncesine baktigimiz vakit Hem klupler bazinda hem milli takimlar bazinda cok iyi bir karnemizin olmadigi gercegi var, 1980'lerin ortasina kadar orta duzey bir Avrupa takimina gol atildiginda sevinen bir toplumumuz oldugunu, 5-1'lik bir yenilgi sonrasi yenildik ama ezilmedik Mansetlerinin susledigi gazetelerimizi hala arsivden cikartip gulumseyebiliyoruz..

 Turk Futbolunun eskisi kadar kotu olmadigini biliyoruz fakat hala o hayalini ettigimiz basarilarin gelemiyecegini agustos ayinda idrak edebiliyoruz, Takimlarimizin hersene "super" transferlerle Avrupa macerasina atildiklarinda hicte hesapta olmayan sonuclar ortaya cikabiliyor.. Bugun Besiktas Plzen'i, Fenerbahce Young Boys'u,  Galatasaray OFK Belgrad'i kurada cektiginde Gazetelerimiz gayet kolay ekiplerle eslestigimiz belirtiyorlar, Peki kazin ayagi oylemi? Kesinlikle degil.. 2004 Avrupa sampiyonasina direk katilma hakkimizi Ingilterenin arkasinda kalarak kaybetmistik, Play Off'lara katilma hakkini 2. oldugumuz icin kazanmistik muhtemel rakiplerimiz arasinda Letonyaninda bulundugu bir kura gerceklestirilecekti, kura oncesi bir spor gazetemizin attigi manseti dun gibi hatirliyorum "Cek Bi Letonya".. Spor gazetesinin dedigi gibi oldu kurada en kolay gozuken takimi sectik, medya gelismis Turk Futbolunun bu kucuk ulkeyi rahat gececegini iddia ederken aci son gecikmiyordu, Letonyayi iki mactada yenmeyi basaramiyor finalleri evimizden izlemek zorunda kaliyorduk..
  Bizim icin artik cok daha onem kazanan 2006 Dunya Kupasiydi, gruplarda Turk basinina gore kaymakli kadayif gibiydi, nede olsa  bizim gidemedigimiz Avrupa Sampiyonasini "basit defans futbolunu" oyniyarak kazanan  Yunanistanla ayni Gruba dusmustuk, Ukraynayi, Danimarkayi saymiyorum bile bizim medyamiz gibi.. Dunya kupasinin Almanyada oynanacak olmasi Basinimizin istahini iyice kabartiyordu, maclarda ev sahibi gibi oynayacagimizi heyecanla anlatiyorlar, finalin isten bile olmadigini dile getiriyorlardi.. Eleme gruplari basladiginda anladikki maclar sahada kazanilyormus, Gurcistana icerde kaybettigimiz o 2 puan basimiza cok buyuk isler aciyordu, Ne zamanki medya Dunya Kupasinin ellerimizin arasindan kayip gittigini gordu, o zaman basindan isin vahimiyetini okumaya basladik, iste o zaman futbol oynamaya karar verdik, Ukraynayi ve Arnavutlugu  deplasmanda yenerek ancak ikinci olabiliyorduk.. Yine bir Play Off oynamamiz gerekiyordu bu sefer rakipler icerisinde en gucsuz olaninin Isvicre olunduguna karar verildi  medyamiz tarafindan, ayni spor gazetesi 2 sene oncesinden ders almamis olacakki sadece ulke ismini degistirerek  ayni manseti atiyordu "Cek bi Isvicre" gazetenin dedigi yine oluyor Isvicreyi cekiyorduk... Medya yeniden derin bir ruyaya daliyor elemeleri dusunmeden Dunya kupasinin hayallerine daliyordu... Ruya kabusla sonuclaniyor uykudan uyandigimizda Turk Futbol tarihine gececek bir rezillikle sonuclaniyordu.

   2010 Dunya kupasi eleme gruplari ise uzerine oturulup en cok dusunelecek olan eleme surecidir.. Grubumuza 1. torbadan giren Ispanyadan cok Ermenistani konusan bir medyanin Futboldan ne bekledigini merak ederim, O konu son 100 yildan beri cozulememis nice Krallar, Cumhur Baskanlari, Profesorler, Tarihciler olaylari aydinlatamamisken bizim Spor Medyamiz tarihin derinliklerine indiler olaylari kurcakadikca kurcaladilar, bu arada asil meslekleri olan Futbolu  unuttular, biz arkadaslar  arasinda ya bu belcikada ne gencler var, Bosna Hersekteki Dzeko,Misimovic, Salihovic, ibisevic  dortlusunun cogu Avrupa takiminda olmadigini konusurken onlar Ispanyanin liderligini kabul etmisler ama biz yine her zamanki gibi Play off'lara kalir ordan sonrasini dusunuruz havasindaydilar.. O hic sallamadigimiz zamaninda Osmanli Devleti himayesindeki, Yillarini savas yoksulluk, sefalet icinde gecirmis Bosna bizim onumuzde grubu ikinci bitiriyordu... Medya sucu kendinde degil futbolcularda, teknik heyette buluyordu.. Nasil oluyorda Turkiye bu kadar basit bir gruptan cikamiyordu...

   Burada basimizdan gecirdigimiz butun is kazalarini yazmak istemiyorum, istesemde sayfalar yetmez zaten.  Yukarida verdigim ornekler milli takim uzerinden oldu cunku medyamizin tek bir ortak dil kullandigi unsur Milli takimlar oluyor. Sira klup takimlarimiza geldiginde de herkes cikari yonunde hareket ediyor.. Ama ortak paydada kluplerimizin cogu dogu avrupa takimlarinin cok onunde oldugu yonunde bulusuluyor. Oylemiyiz?  Butce olarak, Stad olarak, Taraftar olarak evet ama  Plan, Proje,Alt Yapi, Futbol Kulturu bakimindan neredeyse tum Avrupa ulkelerinin gerisindeyiz. Istedigimz kadar Transfere butce ayirsakta bir futbol kulturumuz, Gelecege dair yapilan bir planimiz olmadigi icin herhangi adini duymadigimiz Iskandinav, Dogu Avrupa takimi gelip bizi perisan edebiliyor. Ve bu perisanlik sonrasi medyada okuduklarimiza gore hatali olan genelde Futbolcular, Teknik Direktor oluyor.  Ben mesela hic denk gelmedim basinda Young Boy'sun en tehlikeli oyuncularini gosterildigi videolar, Zayif yonleri, Taraftarlari.. Haklarinda tek okudugum "isvicrenin zayif ekibi", "tam disimize gore", "cantada keklik" gibi ibareler oldu..
   Plzen macinin zorlu gececegini medyayi saymazsak cogu besiktasli ongorebiliyordu fakat ilk yari 4-5 tane yuzde yuz gol kaciracagini dusunmemistik..
  Turk Medyasinin  caga ayak uyduramadigini, gorevlerini tam yerine getiremediklerini, aralarindaki az cogunluk disindaki tum isimlerin artik degismesi gerektigini dusunenlerdenim, karsisindaki rakibi kucumsemek yerine, ona saygi gosterip arastirmalarini, bize gerekli alti dolu bilgiyi vermelerini, Benim bilmedigim bilgileri ulastirmalarini,  tamamen objektif yorumlar yapmalarini, Kimsenin saksakcisi olmamalarini, Idmanda futbolcularin duz kosu yapip ardindan 5'e 2 calistiklarini soylemek yerine, klubun gelirlerini giderlerini gosteren maliyet tablolarini, Ic saha macindaki hasilat gelirlerini, baskanlarin sadece baskanlik secimlerinden onceki vaadlerini degil, hangi vaadlerin yapilip yapilmadigini, yapilmadiysa bunun icin gerekli yoneticilerle konusulup neden yapilmadigini arastiran medya istiyorum. Guti transeri gerceklestikten sonra Guti Kimdir yazip Altina Dogum yerini, oynadigi klupleri yazmak yerine, onunla yapilmis genis bir roportaj istiyorum... Teknik Direktore nasil bir mac oldu sorusu yerine, taktik  dizilis hakkinda soru soran muhabir istiyorum. Turkiye-Ispanya macini yorumlayan kisinin ya su 4 numarali oyuncu ne oyuncuymus pehh, demesi yerine o oyuncunun kariyerini  bilen adamin oraya oturtulup o oyuncuyu benden daha iyi bilen birisinin bana anlatmasini itiyorum..

    Ben cok sey istemiyorum olmasi gereken seyleri istiyorum. Nasil biz is hayatimizda istedigimiz mevkiye gelebilmek icin devamli cagi yakalamak, kendimizi gelistirmek, yeni seyler ogrenmek zorundaysak bu ulke spor basinimiz icinde  gecerli.. Ben ve  benim disimda bircok kisinin  hobisi futbol,biz bu isi profesyonel olarak yapmiyoruz, sadece futbol tutkusunun getirdigi merakla izliyoruz, takip ediyoruz dunya futbolunu, eger ben meslegi futbol olan adamdan daha cok futbol maci izleyip, Avrupadaki gazeteleri acip ingilizce olanlarini okuyup, Italyanca,Ispanyolca olanlarini usenmeyip google translator'i acip okuyorsam, Dunyadaki Futbol hakkinda neler olup bittigini senden daha  cok arastiriyor, ogreniyorsam,  hemen gidip once bir lisan  ogreneceksin.. Abarttigimi sakin kimse dusunmesin, Turkiyedeki en buyuk sektorlerden birisi futbol sektoru, yilda milyarlarca dolarin dondugu bir sektorde calisan bir gazetecinin, yorumcunun, spikerin, muhabirin yabanci dil bilmemesi demek cagin gerisinde kaldiginizn bir numarali gostergesi.. Eger sen Avrupa basinini takip etmiyor yada  edemiyorsan, takip edebilen futbolsevere ne verebileceksin, yada bilmeyen futbolsevere verdigin bilgiler ne duzeyde olacak? Futbolu senden daha fazla bilen adam  sana cogu kisinin yaptigi gibi gulecek, diger bilmeyen garibanda Robinho'yla, Adebayor geliyormus beyler  bu sene kesin sampiyonuz diyecek..